Savaş ŞENEL

Anneler ve Şairler

Saat vakitli vakitsiz çalıyor. Bu birkaç gündür böyle; odamda işlerime dalmışken saatin melodisini duyuyorum.
  • Paylaş :
  • Facebook
  • Twitter
  • Google
  • StubmleUpon
  • Delicious
  • FriendFeed
  • Digg
  • Netvibes
  • Reddit
  • Puan Verin :
  • ReytingReytingReytingReytingReyting

Saat vakitli vakitsiz çalıyor. Bu birkaç gündür böyle; odamda işlerime dalmışken saatin melodisini duyuyorum. Saati kurduğumuz zaman, sizi alışıldık bir zil sesiyle değil de, tatlı bir melodiyle uyandırıyor sabahları. Bu saatin nereden geldiğini hatırlamaya çalışıyorum. Evet, kız kardeşimin düğün hediyelerinden birisi bu saat. Merakla kalkıyorum... Zaten biraz ara vermeye ve evdekilerle şakalaşmaya ihtiyacım var. Saatin çaldığı yöne, salona doğru gidiyorum. Yaklaştıkça saatin tatlı sesi daha bir kuvvetli geliyor. Bakıyorum, (merhum) annem saatin başında oturmuş ve kendisini içli bir ağlamaya bırakmış. Meseleyi anlar gibi oluyorum: Kardeşim uzaklara gelin gitmişti, ama saatin de içinde olduğu düğün hediyelerini ve diğer birkaç eşyayı daha sonra almak üzere bırakmıştı. Annem, kardeşime duyduğu özlemin ağırlığını hissettikçe, kardeşimi anmak için onun saatini kurup, o tatlı melodisini dinlermiş meğer! Böylece, saatin günlerdir vakitli vakitsiz çalışının sebebini ve anne kalbinin farklılığını bir kere daha anlıyorum.

Anneler işte böyledirler... Bir kere hasret, bir keder veya bir coşku yüreklerine düşmüşse, onları teskin etmenin veya onlara soğukkanlı olmalarını tavsiye etmenin anlamı yok. Aslında, onlarla aynı boyutta da yaşamıyoruz ve yaşayamıyoruz da. Onlara şaşırmak da yersiz bir şeydir. Bir ayrılık veya bir başka heyecanlı hâdise karşısında bu kadar hassas olmak, o hadisenin etkisinde kalıvermek onların kendi tercihleri de değil; onlara verilmiş veya lütfedilmiş bir imtihandır.

Duyarlı olma bahsinde anneleri hatırlatan şairler veya şair ruhlu insanlar için de, benzeri bir durum söz konusu... Onların da, hâdiselerin getirdikleriyle, diğer insanlardan daha fazla hırpalanmaları kendi tercihleri değil...

Bence, şairlik veya annelik, çok ciddî bir sınavdır. Durup dururken, ani bir duygu seline kapılıvermek, yalnız yaşanan ânın değil, aynı zamanda geçmişin ve geleceğin farkına, umulmadık bir yer ve zeminde, diğer insanlardan daha derin ve farklı bir şekilde, tekrar tekrar varmak dayanılması zor bir durum olsa gerek!

Bu denli hassas olmak, insanı, kendisini ve hâdiseleri ciddî olarak sorgulamaya, onların ötesinde ne olduğunu anlamaya itiyor. Bir annenin veya bir şairin yaşadıkları bazen, insanı haddi olmayarak kadere karşı geçici bir kırgınlığa kadar götürebiliyor. Ama bu badireyi atlattıklarında, kalpleri hüzünlerin ve endişelerin keskin darbeleriyle daha bir işlenerek, sanki fazlalıklarından kurtularak, değerli birer eser olma yoluna girmiş bulunuyor. Ve kendilerini en iyi yine Allah’ın bildiğini anlamış oluyorlar.

Annelerin veya şairlerin bir kişilik bir ömrü sürdüklerini söylemek çok zor... Sadece bir kişinin hüzünleri veya sevinçleri değildir yaşadıkları. Onlar kalabalık yaşıyorlar, onlara tesir eden şey, kendi dertleri veya sevinçleri olmayabilir. Başkalarının da sevinçlerini veya üzüntülerini de paylaşırlar, hatta yaşarlar. Nasılsa yeryüzünde sevinçli veya hüzünlü bir insan vardır. Hiçbir şey bulamazlarsa, kendi gönül saatlerini kurar ve onun melodisini dinlerler.

Acaba bu insanlar, hiçbir sevinci tatmıyorlar mı peki? Mutlaka tadıyorlar. Ama sanıyorum, dünyanın iğretiliğini, her şeyin ne denli zayıf ve fani olduğunu yüreklerinde devamlı bir şekilde duyuyor bulunmaları, sevinçlerini içlerinden gele gele yaşamalarına da izin vermiyor. Çoğu zaman da ''sevinçteki yitirme korkusunu'' ''ayrılıktaki ümit'' ile takas ediyorlar. Dünya, aslında herkese, kendisinin geçici ve kararsız bir yer olduğunu değişik biçimlerde anlatıyor ve hissettiriyor. Ama dünyanın bu fani olma hâli, annelerin veya şairlerin yüreğinde karşılığını daha derin bir şekilde buluyor.

Anneler ve şairler... Birbirlerini en iyi anlayacak olan kişiler bence onlardır. Ve onları da en iyi bilen de, onlara şefkati ve inceliği veren Allah’tır. Bu sebeple olsa gerek, bana göre, Allah’a en çok annelerin ve şairlerin ihtiyacı var!

İnsanların, sadece kendi dertlerine ağladıkları, kendi sevinçlerini de başkalarından kıskanarak ve saklayarak yaşadıkları zamanımızda, annelerin ve şairlerin derunlarında taşıdıkları, o ''yakıcı'' ve ''dönüştürücü'' hassasiyete çok muhtacız.

Bu yazıya eşlik eden melodi: ''Daim Yusuf Orti-Ağıt'' (Ayşenur Kolivar)

Bu yazıya eşlik eden tütsü: Jamaican Fruit

Konuyla ilgili kitap Önerim: Maksim Gorki ''Ana''

Konuyla ilgili film önerim: Black (2005)

---------------

Savaş ŞENEL

İngilizce Eğitim Danışmanı
&
İletişim ve Yazarlık Koçu

savassenel@gmail.com ve savassenel@savassenel.com

Duyuru: ''Az Acılı İngilizce - Verimli İngilizce Öğrenme Yöntemleri'', ''Yeniden Genç Olsaydım, Neleri Farklı Yapardım?'' veya ''Latif-Ergonomik ve Sohbeti Çekici Bir İnsan Olmak'' adlı seminerlerimle ilgili olarak beni davet etmek istediğiniz takdirde, talebinizi aşağıda verilmiş olan her iki email adresine birden göndermenizi tavsiye ediyorum.

savassenel@gmail.com ve savassenel@savassenel.com

Daha sonra gerekli bilgiler size ulaştırılacaktır.

-------------

Not: ''Hayatı Iskalama Lüksün Yok!'' adlı kitabımın ikinci ve özel baskısı Neden Kitap Yayınevi tarafından yapılmıştır. Değerli Okurlarımıza duyurulur.

Hayatı Iskalama Lüksün Yok!

Bu köşe yazısı toplam 172 defa okunmuştur.

Dernek Başkanı

Mustafa Dereci - Üsküdar Rizeliler Derneği BaşkanıÜsküdar'daki bütün hemşerilerimize eğitim, sosyal ve kültürel alanda hizmet vermeyi ilke edinen derneğimiz klasik dernekçilik anlayışından uzak farklı bir konsept ile faaliyetlerini sürdürmektedir.

Mustafa Dereci

Duyurular

Ticaret Rehberi

Reklamlar

DERECİ GIDA BİLGİSAYAR İNŞ. VE OTOM. SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ.
ÖzÖmer Turizm ve Personel Tasimaciligi Ltd. Sti.

Fotoğraflar

Videolar